1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Güncel
  4. Yaldız: Altılı masa 10’lu hatta 15’li olarak Saraçhane’de kuruldu

Yaldız: Altılı masa 10’lu hatta 15’li olarak Saraçhane’de kuruldu

Egeli Gazete TV’nin yayınına katılan İntegral Araştırma Şirketi Koordinatörü gazeteci Ümit Yaldız önemli açıklamalar yaptı. Muhalefetin CHP altında birleştiğini belirten Yaldız, “İki yıl önce CHP’nin de içinde olduğu 6’lı masa vardı. Saraçhane’de 10’lu, 15’li masa kuruldu” dedi.

  • | Son Güncelleme:
  • | İzmir'de Son Dakika

Egeli Gazete TV’nin yayınına katılan İntegral Araştırma Şirketi Koordinatörü gazeteci Ümit Yaldız önemli açıklamalar yaptı. Muhalefetin CHP altında birleştiğini belirten Yaldız, “İki yıl önce CHP’nin de içinde olduğu 6’lı masa vardı. Saraçhane’de 10’lu, 15’li masa kuruldu” dedi.

Yaldız. “Bir dönem Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendince büyük gayretler sarf ederek kurduğu altılı masa Saraçhane’de fazlasıyla kuruldu” diyen Yaldız, “O altılı masa belki 10’lu, 15’li masa olarak kuruldu. Pek çok irili ufaklı partiler ki o altılı masada daha çok sağ tandanslı partiler vardı. Saraçhane’de çok sayıda sol parti de Ekrem İmamoğlu’na omuz verme noktasında bir araya geldiğini görüyoruz. Zafer Partisi gibi İYİ Parti gibi revaçta olan partilerin de geldiğini görüyoruz. Muharrem İnce gibi önemli bir figürün Saraçhane’ye gelip CHP’ye adayını destekleyeceğini açıklaması önemli. CHP açısından olağanüstü bir fırsata dönüştü. CHP hem o içinden geçtiği değişim sürecini tamamlamış oldu hem de muhalefetin yeniden yükselen bir merkezi haline kendisini getirmiş oldu. İrili, ufaklı muhalefet artık CHP’de nefes alıp verecek. CHP bunu taşıyabilirse, şartlar normalleştiğinde bir arada tutabilirse Türk siyasetinde belki de sürecin normal yönetilmesi halinde çok değişik bir durum olacak” ifadelerini kullandı.

 

 “Ekrem İmamoğlu’na İzmir halkı, Ege halkı mesafeli bakıyordu. İmamoğlu ile ilgili bazı kuşkuları, bazı soru işaretleri vardı. Şimdi bütün bunlar yerle yeksan oldu” diyen Yaldız şöyle konuştu: “Mesele İmamoğlu olmakta çıktığı için oldu. Belki İmamoğlu hayranlığı hala yok. Ama İmamoğlu’nun başına örülen bu çorap gelinen noktada onu seven, sevmeyen, ona mesafeli bakan, onun partisinden olan ya da olmayan pek çok kişiyi İmamoğlu’na destek vermeye itti. CHP’de İzmir Milletvekillerinin pek çoğu İmamoğlu’nun adaylığına imza vermediler. O imza vermeyenlerin birçoğu Saraçhane’deydi. Bütün gün gösterilerin içindeydi. Hepsi de Pazar günü yapılan eğilim yoklamasından oy kullanıp, fotoğraf çektirip yayınladılar. Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu’nun Ankara’daki toplantısına gitmeyen bir profil. Yurt dışından apar topar dönüp günlerce Saraçhane’deki muhalefete önderlik etmeye çalışan ve Ekrem İmamoğlu için oy kullanan bir profile dönüştü. Mesele Ekrem İmamoğlu olmaktan çıktı.”

SANDIĞA GİDİP İMAMOĞLU’NA OY VEREN AK PARTİLİLER OLDUĞUNU DUYDUM
Yaldız, “CHP’lilerin 10 gün önceye kadar en büyük kaygısı neydi? Ya acaba biz bu üyeyi sandığa taşıyabilecek miyiz? Üyenin katılımını nasıl arttırırız? O nedenle büyük kampanyalar düzenleniyordu. Ama buna gerek kalmadı ki. Bırakın CHP üyelerini, CHP’li olsun ya da olmasın çok oy kullanan oldu. Ben dün İzmir’deki pek çok sandıkta AK Partililerin Ekrem İmamoğlu için oy verdiğini duydum. Olana bitene karşı ‘Bu bir haksızlıktır, burada bir adalet sorunu var, bir dakika’ diyen AK Partililerin gidip CHP’nin dayanışma sandıklarında oy attıklarını söyleyenler oldu. Bu varılabilecek en son noktadır. Ekrem İmamoğlu’nun Türkiye çapında piyarı yapılmak istense en üst noktada ancak bu kadar yapılabilirdi” dedi.


ÖZGÜR ÖZEL CHP’NİN CUMHURBAŞKANI ADAYI OLABİLİR
Bütün bu gelişmelerin ardından CHP’NİN avantajlı hale geldiğini vurgulayan Yaldız, “Ama ekonomik göstergeler sıkıntıya girdi. Bir taraftan Barış Süreci ikinci plana itildi. Baskın erken seçim bekleyenler var. Basın erken seçim olursa Ekrem İmamoğlu hakkındaki bir hüküm Yargıtay tarafından onaylanmadan, sadece diploma yönünden sorun olur. Bu davalar aylarca sürer. İzmir’de Aziz Kocaoğlu’nun davası 5 sene sürdü. Ama diploma davalardan daha önemli. İdari bir karar çünkü. İdari mahkeme tarafından kesinleştirirse diplomaya takılabilir İmamoğlu’nun adaylığı. Bu durumda Mansur Yavaş bir seçenek CHP için. Ama bir seçeneği daha ortaya çıktı bu süreçte. O seçenek de Özgür Özel. Liderliği tartışılan, etkili muhalefet yapamamakla eleştirilen, lider olup olmadığı soru işareti olan, İzmir’de bile yüzde 60’la yakın lider sorunumuz var cevabının çıktığı bir ortamda bu olağanüstü süreç, Özgür Özel’le liderlik noktasında önemli aşamalar kat ettirdi. Özgür Özel iyi bir sınav verdi. Bunu taşıyabilir ya da taşıyamaz, bunu bilemem. Ama Özgür Özel, refleksleri, oradaki birleştirici konuşmaları ve olağanüstü kurultay kararı gibi pek çok açıdan beğenildi. Özgür Özel açısından bir fırsat oldu bu süreç. İmamoğlu’nun başına bir hal gelirse Özgür Özel CHP’nin güçlü Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Mansur Yavaş’a alternatif parti içinde şimdiden oluştu. Tabii bir Kurultay süreci var partide. Özgür Özel geçen dönem değişim süreci etkisiyle dar bir kadroyla çalışmak zorunda kaldı. İzmir’de de belli isimleri genel başkan yardımcısı olarak MYK’ya taşımıştı. Bunun ötesinde Özgür Özel yeni bir parti kadrosu kurup hem CHP’nin iki yakasını bir araya getirip hem de CHP’ye dışarıdan da bir takım güçler, empoze edebilirse Muharrem İnce yapısından birileri olabilir. Bir açılım yapabilirse muhtemelen çok daha pozisyonunu güçlendirecektir diye düşünüyorum.  Yüz kusur yıllık Cumhuriyet tecrübesi Türk halkının bir Orta Doğu halkı olmayacağı, bir Rus halkı gibi, Putin gibi yapıya teslim olmayacağını, Türk halkının bir biçimde kendi kaderini tayin etme hakkını kolay kolay bırakmayacağını bize son 5-6 günlük süreç gösterdi” diye konuştu.

NORMAL ŞARTLARDA BU DAVADA İMAMOĞLU’NUN İFADESİ BİLE ALINMAMALIYDI

Yaldız şu bilgileri de verdi: “İmamoğlu ile ilgili her iki soruşturma dosyasını da inceledim. Her ikisinin de içeriğinin boş olduğunu, buradan bir örgüt çıkartılmasının hukuken mümkün olmadığını gördüm. 6 yıldır İstanbul gibi devasa bir metropolü yöneten bir belediye başkanından söz ediyoruz. Belediyede ana kademe dışında bağlı unsurlar var. İstanbul’da İSKİ var, İETT var. 32 şirketi var İstanbul büyükşehir Belediyesinin. Açılan şirketlerin hiçbirinin İstanbul Belediyesinin ana bünyesiyle ilgili İSKİ ile ilgili ya da İETT ile ilgili bir şey yok. Ana icraatlar yönüyle ilgili hiçbir şey yok. 32 şirketin aşağı, yukarı 30’u hakkında da bir şey yok. Devasa şirketlerle ilgili hiçbir şey yok. Kültür A.Ş ve Medya A.Ş ile ilgili var. Bunların daha çok sokak ve cadde reklamları, Tabela ihaleleri, Dijital mecra ihalelerinin edeniyle ilgili iddialar var. Bu iddialar 3 gizli tanığa dayandırılıyor. Bu tanıklardan biri belediye içinden, Ekrem İmamoğlu ile yakın çalıştığı belli “meşe” kod adlı tanık. Diğerleri de sektörde ihaleyi alamayan ya da o süreçte mağdur edilen birilerinin verdiği ifadeler.  Ben İstanbul Belediyesinin tüm işleri dört dörtlüktür. Hiçbir şey yapılmamıştır, hiç adrese teslim iş verilmemiştir demiyorum. Ama Ekrem İmamoğlu’na sirayet eden hiçbir şey yok. Ekrem İmamoğlu talimat verdi, Ekrem İmamoğlu parayı aldı, Ekrem İmamoğlu imza attı, Ekrem İmamoğlu bu işi buna verin dedi anlamında hiçbir şey bulamadım, göremedim. Buradan nasıl bir örgütlü suç oluşturmuşlar ve Ekrem İmamoğlu’nu da bağlayıcı bir hale getirmişler buna da şaşırdım. Biz belediyelerde ilk defa operasyon görmüyoruz. Her yerde belediyelere zaman zaman birimlere operasyon yapılır. Burada Medya. A.Ş’ye bir operasyon yapılmasında ya da Kültür A.Ş’ye bir mahsur yok. Ama yüzde 90’ı diğital reklam alanları, ihalelerinden oluşan bir iş ve işlemler bütünü var. Bunlara ilişkin iddialar var. Gizli tanık iddiaları var. Bana garip gelen de bu. Koskoca dünya çapında bir metropolün belediye başkanını 3 gizli tanığın böyle duydum, gördüm, oradan böyle demişlerdi, buradan böyle demişlerdi şeklindeki daha çok soyut ve nesnel verilere dayanmayan subjektif görüşleriyle yargılamak, çete lideri ilan etmek, hapse atmak ve görevden almakla sonuçlanan noktaya getirmek çok ağır bir karar. Bu karar döner, hukuk sisteminde bir kişiyi içeride tutmak için somut delillere dayanmazın lazım. Ekrem İmamoğlu ne yapmış, bu sürecin içinde ne kadar yer almış bunları net olarak ortaya koymanız lazım. Mesele bize gösterilen kadar ise Ekrem İmamoğlu yolsuzluktan ceza almaz. Türkiye normal şartlar altında olan bir ülke olsaydı, hukukun normal işlediği bir ülke olsaydı  Ekrem İmamoğlu bırakın bu dosyada çete lideri olmayı, ifadesine bile başvurulmazdı. İlgili şirketin müdürü, harcama yetkilisi ya da ihaleyi kim yaptıysa bunlar sorgulanır, ceza alması gerekenler alırdı. Silivriye’ye atılan sadece Ekrem İmamoğlu değil. İmamoğlu’na oy veren, gönül veren, kazanmasını isteyen İstanbul’un ekseriyeti oy vermiş. Murat Bakan gibi güçlü bir rakibe karşı üstelik bütün Kabine rakibine omuz vermişken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmış. Üzerinden bir yıl bile geçmeden bir siyasi bir kavga var ortada.”

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz